DÜNYAMIZ HAKKINDA

Güneş sistemindeki gezegenler arasında, insanların yaşayabildiği yegâne gezegen Dünya’mızdır. Beşinci büyük gezegen ve top gibi yuvarlaktır. 510 milyon km2 toplam alana sahiptir. Çapı 12,750 kilometredir.  Dünya’nın %29’u kara, geri kalanı su ile kaplıdır. İç bölümdeki katman sayısı üçtür. En içteki bölüm çekirdektir.  Çekirdeğin çapı 7,000 km kadardır.  Nikel ve demirden oluşmuş ve sıvı haldedir. Çekirdeğin ortasında katı halde, koskocaman, demir bir top bulunmaktadır. Çekirdeği, manto ismi verilen katman sarmıştır.  Mantonun kalınlığı, 3,000 km kadardır. Mantonun üstünde, yerkabuğu vardır. Yerkabuğu,denizlerin altında 5 km, karaların altında ise, 32 km. kadardır.
http://www.dunyamizitaniyalim.com

Fazlasını Oku

GEZEGENLER HAKKINDA

GEZEGEN GÜNLERİ

MERKÜR : 1400 SAAT

VENÜS : 5800 SAAT

DÜNYA: 24 SAAT

MARS: 25 SAAT

JÜPİTER:  10 SAAT

SATÜRN: 10 SAAT

URANÜS:  17 SAAT

NEPTÜN:  16 SAAT

PLUTO: 150 SAAT

GEZEGENLERİN ÇAPLARI

MERKÜR: 4,880 KM.

VENÜS: 12,103 KM.

DÜNYA: 12,756 KM.

MARS: 6,794 KM.

JÜPİTER: 142,984 KM.

SATÜRN: 120,536 KM.

URANÜS: 51,118 KM.

NEPTÜN: 49,532 KM.

PLUTO: 2,274 KM.

GEZEGENLERİN ISISI

MERKÜR:            430°C

VENÜS:                470°C

DÜNYA: 20°C

MARS: – 25°C

JÜPİTER:           -150°C

SATÜRN: -180°C

URANÜS: -210°C

NEPTÜN: -220°C

PLUTO: -230°C

GEZEGENLERİN YÖRÜNGE TAMAMLAMA ZAMANI

MERKÜR: 88 GÜN

VENÜS:   220 GÜN

DÜNYA: 365 GÜN

MARS: 2 YIL

JÜPİTER: 12 YIL

SATÜRN: 30 YIL

URANÜS: 84 YIL

NEPTÜN: 160 YIL

PLUTO:  250 YIL

GEZEGENLERİN YÖRÜNGE MESAFESİ

MERKÜR: 57,910,000 KM.

VENÜS: 108,200,000 KM.

DÜNYA: 149,600,000 KM.

MARS: 227,940,000 KM.

JÜPİTER: 778,330,000 KM.

SATÜRN: 1,429,400,000 KM.

URANÜS: 2,870,990,000 KM.

NEPTÜN: 4,504,000,000 KM.

PLUTO: 5,913,520,000 KM.

GEZEGENLERİN YÖRÜNGE HIZLARI

MERKÜR: 47.89 KM/SANİYE

VENÜS: 35.04 KM/SANİYE

DÜNYA: 29.79 KM/SANİYE

MARS:  24.14 KM/SANİYE

JÜPİTER: 13.06 KM/SANİYE

SATÜRN: 9.64 KM/SANİYE

URANÜS: 6.81 KM/SANİYE

NEPTÜN: 5.43 KM/SANİYE

PLUTO:  4.74 KM/SANİYE

 
http://www.windows2universe.org/the_universe/Milkyway.html

Fazlasını Oku

SAMANYOLU GALAKSİSİ

1) Samanyolu spiral bir galaksidir.

Samanyolu, spiral bir galaksi ve güzel bir görünüme sahiptir. Galaksimizle ilgili çok şey bilmekteyiz. Samanyolu’nun, merkezden çıkan harikulade kolları ve bu kollarda çok parlak yıldız kümeleri vardır. Spiral galaksiler gizemli özelliklere sahiptir. Merkezde, yıldız topluluklarını içinde barındıran bir blok ve bu bloktan dışarı fışkıran kollar vardır. Gök bilimciler bu tip spirallere, parmaklıklı spiral demekteler. Gerçekte Güneş Sistemi, oldukça büyük bir kolda yer almaktadır. Bu kolun bir ucundan öteki ucuna kadar olan uzaklık 27,000 ışık yılıdır. Güneş sistemini de içinde barındıran bu kol, parmaklıklı spiral kolların çoğundan büyüktür. Bu bölge, oldukça pürüzlü bir görünüme sahiptir.

2) Merkezde, büyük bir kara delik bulunmaktadır.

Samanyolu’nun merkezinde koskocaman bir dev yatmakta. Süper yoğunlukta bir kara delik. Sahip olduğu çekim gücü sayesinde, orada olduğunu biliyoruz. Merkeze bir kaç milyar km. uzaklıkta bulunan yıldızlar, kara deliğin etrafında, inanılmaz hızla hareket ederler. Bu yıldızlar, takip ettikleri yörüngede, saniyede binlerce kilometre hızla deli gibi akıp gitmekte ve sahip oldukları yüksek hız sayesinde, bağımlı oldukları nesnenin kütlesine adeta meydan okumaktalar. Yıldızları bu hıza yükselten kütlenin, Güneşimizin kütlesinin dört milyon katı olması gerekir. Buna rağmen, elde edilen resimlerde, hiç bir şey görünmemekte. Güneşin kütlesinin dört milyon katı olan ve yine de hiç ışık yaymayan ne olabilir? Güneşten dört milyon kat daha fazla yoğunluğa sahip olmasına rağmen, Samanyolunun merkezindeki bu kara deliği, Güneş sistemi gibi 400 milyar yıldızı içinde barındıran Galaksimizin kütlesiyle mukayese edecek olursak, ana kütlenin sadece minik bir parçasını oluşturduğunu görürüz. Bu sebepten, dünyamızın, bu kara delik tarafından yutulma tehlikesi bulunmamaktadır. Çünkü, bizden 250 katrilyon kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Bu günkü inanışa göre, galaksilerin merkezinde bulunan ve çok büyük yoğunluğa sahip olan kara delikler, galaksilerin oluşum safhasında meydana gelmektedir. Gerçekte, maddeler içe doğru düşerken, dışa doğru oluşan rüzgarlar, galaksi içinde, yıldız oluşumlarında etkili olabilir. Kara delikler tehlikeli görünebilir, fakat muhtemel olarak Güneşin ve dolayısıyla Dünyanın oluşumunda, güneşten 4 milyon kat büyüklükte olan ve çok uzaklarda bulunan bu kara deliğin yardımı olmuş olabilir.

3) Galaksiler Yamyam gibidir.

(daha&helliip;)

Fazlasını Oku

KARANLIK MADDE

Karanlık Madde Halkaları

Hubble Uzay Teleskopu, evreni dolduran, gizemli karanlık maddenin varlığına yönelik, şimdiye dek sahip olunan en güzel kanıtları sağladı. Araştırmacılar, Hubble’ın çektiği fotoğraflar sayesinde, iki galaksi kümesinin çarpışmasından sonra oluştuğu düşünülen, hiçbir şekilde ışık yansıtmayan “hayalet” bir halka keşfetmeyi başardılar. Işık yaymaması ya da yansıtmaması nedeniyle, bu halka, ancak arkasında bulunan galaksilerden yayılan ışığı saptırma derecesine göre keşfedilebildi.

Karanlık maddenin ne olduğunu henüz kimse bilmiyor. Ancak, evrenin her yanında bulunan bir tür elementer parçacık olduğu düşünülüyor.

Derleyen: Deniz Candaş
Haber Tarihi: 22 Mayıs 2007
Fotoğraf: Nasa, Esa, MJ Jee ve H Ford (Johns Hopkins Üniversitesi)
Kaynak: http://www.tubitak.gov.tr/sid/342/pid/0/cid/4276/index.htm

Fazlasını Oku

YENİ BİR KARA DELİK KEŞFEDİLDİ

BU KARA DELİK, GÜNEŞİN KÜTLESİNDEN 18 MİLYAR KAT DAHA YOĞUN

Astronomlar, kâinatta şimdiye kadar bilinen en büyük kara deliğin kütlesini hesapladılar. Finlandiyalı bilim adamları, dev cüsseli göksel cismin, güneşimizden 18 milyar kat daha yoğun olduğunu söylüyorlar. Bu ise, daha önceki tahminlere göre 6 kat daha fazla olarak kayıtlara geçmiş durumda. OJ287 olarak bilinen bu kara deliğin yörüngesinde dönmekte olan, daha küçük bir kara delik sayesinde, kütlesinin hesaplanması, çok doğru olarak yapılabilmektedir. Bu kara delik, 3.5 milyar ışık yılı uzaklıkta bir yerde gizlenmekte ve OJ287 ismi verilmiş olan gök cisminin merkezini oluşturmaktadır. “Quasar” diye adlandırılan gök cisimleri çok parlaktır. Merkezinde bulunan devasa kara deliğin içine çekilen cisimler, dışa doğru, muazzam radyasyon yaymaktadır. Her galaksinin merkezinde bir kara delik bulunmakta, Samanyolu galaksisi de bunlardan biridir. Samanyolu’nun merkezinde bulunan kara deliğin ismi “Sagittarius A” dır. “Sgr A” ismi verilen bu kara delik, dünyamızdan 27,000 ışık yılı uzaklıkta ve 22,400,000km. çapındadır. Buna göre, Samanyolu’nun merkezinde bulunan bu kara delik, Merkür gezegeninin yörüngesini kaplayacak büyüklüktedir. Kara deliklerin çekim güçleri o kadar kuvvetlidir ki, uzayda en yüksek hıza sahip olan ışık bile, kara deliğin çekim gücünden kaçamaz. Kara deliklerin ışık yaymadıkları, yakınlarından geçen her şeyi yuttukları için, görünmemeleri gerektiği düşünülebilir. Bunun sebebi; maddeler, kara deliğin etrafında toplanarak dönerken, sürtünmeden dolayı meydana getirdikleri ışıktan kaynaklanmaktadır. Samanyolu’nun merkezinde bulunan “Sgr A” ismi verilen kara delik de, her karadeliğin yaptığı gibi, yakınından geçen her şeyi yutmakta, buna rağmen, her zaman yok edici değildir. Etrafında bulunan bölge, yeni yıldızların oluşabilmesi için çok uygun bir yerdir. “Sgr A” kara deliği çok aktiftir. Yutmakta olduğu yıldızların sebep olduğu gaz alevlerini püskürtmektedir.

Fazlasını Oku

James Webb Uzay Teleskobu Hakkında

James Webb Uzay Teleskobu, kızılötesi görüntüler elde etmek için plânlamış bir teleskoptur.  2014 yılında uzaya fırlatılması planlanmıştır.  Webb Teleskobu, Kâinatın erken dönemlerinde oluşmuş olan galaksileri gözleyebilecek ve Büyük Patlama ile Samanyolu Galaksisi arasında bağlantı kurulmasını sağlayacaktır.  Bu teleskop, tozlu bulutlar arasından, uydu sistemleri oluşturmakta olan yıldızları keşfedecek, Samanyolu Galaksisi ile Güneş sistemi arasında irtibat sağlayacak.  Yeni teleskobun cihazları, özellikle elektromanyetik tayfın kızılötesi alanlarında görev yapacak şekilde tasarlanmıştır.  Görünen mesafeler için kapasitesi tahditli olacaktır.

Webb teleskobunun 6,5 metre çapında büyük bir aynası ve tenis sahası büyüklüğünde güneş kalkanı olacak.  Güneş kalkanı ve ayna, tam açık şekliyle rokete sığmayacak.  Bu yüzden her iki parça da kapalı şekilde uzaya fırlatılacak ve teleskop  yörüngesine yerleştikten sonra açılacaklar.  Teleskop, dünyadan 1,5 milyon km uzaklıkta bir yörüngeye yerleştirilecek.

Uzay Teleskobuna, NASA’nın eski yöneticisi olan James Webb’in ismi verilmiştir.

Webb Uzay Teleskobu, gelecek 10 yıl içinde,  önemli bir rasathane olarak, dünyanın her yerinde, binlerce gök bilimciye hizmet sağlayacak.  Evren tarihinin her safhasını inceleyecek, Büyük Patlamadan sonraki ilk ışık parlamasından başlayarak, üzerinde hayat barındıran, dünya gibi gezegenleri destekleyen güneş sistemlerini ve bizim güneş sistemimizin evrimini inceleyecek.

Fazlasını Oku

BÜYÜK PATLAMA

Büyük patlamadan hemen öncesi:

Kâinatın bu zamandaki durumunu hiç kimse bilmiyor. Şu anki en geçerli teori: “genişleyen kâinat” modeli varsayımına göre, bütün uzay son derece yoğun, değişken bir enerji şekliyle kaplıydı ve Büyük Patlama anında, madde parçacıklarına dönüştü. Fakat başlangıçta, yer ve zamanın nasıl oluştuğu hakkında, hiç kimsenin fikri yok.

Karanlık bir gece, izleyenler için, sakin ve değişmeyen bir uzay görünümü vermektedir. Evdin Hubble’ın 1929 yılındaki buluşuna göre, kâinatın inanılmaz bir hızla genişlemekte olması fikri devrim niteliğindeydi. Hubble’ın işaret ettiğine göre, bizim galaksimiz olan Samanyolu’nun dışında bulunan galaksilerin hepsi, bize olan mesafeleriyle orantılı olarak hızla uzaklaşmaktadır. Hubble, çok geçmeden, bunun neye işaret ettiğinin bilincine vardı ve zaman içinde, (şimdi 14 milyar yıl önce olarak bilinen) bir zaman diliminde kâinat, uzayda tek bir noktanın içine sığdırılmış bir enerjiydi.

Astronomlar, matamatiksel modelleri gözlemlerle birleştirerek, kâinatın nasıl oluştuğu hakkında,uygulanabilir teoriler geliştirmekteler. Fizik kanunlarına göre, Büyük Patlamadan bir saniye sonra uzaya göz atmış olma şansımız olmuş olsaydı, görmüş olacağımız şey,10 milyar derecede nütrons, protons, elektron, anti-elektron, foton ve nütrinos denizleri olurdu. Daha sonra, zaman geçtikçe,kâinatın soğuduğunu, nütronların ya proton ve elektronların içinde çürüyüp yok olduğunu, yahutta protonlarla birleşerek deuterium (hidrojen izotopu)’a dönüştüğünü görürdük. Soğuma devam ettikçe, elektronlar çekirdekle birleşerek, nötr atomları meydana getirirdi. Bu birleşme gerçekleşmeden önce, uzay opak (ışık geçirmez) olurdu. Çünkü, serbest elektronlar, ışığın, tıpkı bulutlardaki su damlacıklarının güneş ışınlarını dağıttığı gibi, dağılmasına sebep olurdu. Fakat, serbest elektronlar emilerek nötr atomlar meydana geldiğinde, uzay derhal saydamlaşmıştır.

Kaynak:  http://tr.wikipedia.org/wiki

Fazlasını Oku

TİTAN’DA HAYAT İŞARETLERİ

Satürn’ün Uydusu Titan’da Hayat var mı

Bilim insanları, Satürn gezegeninin en büyük uydusu olan Titan’da yaşam olabileceğine dair kanıt bulduklarını açıkladılar. Bazı basit yaşam formlarının gezegenin atmosferini soluyup, yüzeyindeki maddelerle beslendiklerine dair izler bulundu. Nasa’nın Cassini uydusunun gönderdiği verileri analiz eden bilim insanları, Titan’ın yüzeyinin dağlar, göller ve ırmaklarla dolu olduğunu, Güneş Sistemi’nde Dünya’ya en çok benzeyen gezegenin Titan olduğunu söylüyorlar.

Kimi organik bileşenler, daha önce Titan’da tespit edilmişti. Ancak, Titan’ı kaplayan sıvının su değil de metan olması yüzünden, araştırmacılar metan temelli yaşam olabileceğini düşünmüyorlardı.

Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan, Titan’ın atmosferinde alçalan hidrojen gazının, gizemli bir şekilde yüzeyde yok olmasının, bu gazın Titan’da yaşayan canlılar tarafından tüketilmesi anlamına geldiği düşünülüyor.

Gezegendeki kimi kimyasalların güneşle etkileşime girmelerinin ardından atmosfere asetilen olarak karışması gerekirken, bunun da olmaması, yiyecek olarak tüketildiği şeklinde yorumlanıyor.

Böylece, metan temelli yaşam için gereken iki önemli kaynağın varolduğunu düşünen bilim insanları, Titan’da yaşamın varlığının önemli bir ihtimal olduğunu vurgularken, bunun tahmin edilemeyen bir sebepten kaynaklanabileceğini de belirtiyorlar.

Fazlasını Oku

UZAYLA İLGİLİ ÖYKÜ 2 – CAN ‘IN HAYALİ

Can o gün çok mutluydu. Arkadaşlarıyla doğum gününü kutluyordu. Can’a arkadaşları hediyerer getirmişti.Merakla hediyeleri açtı.İçlerinden harika hikaye kitapları, toplar, arabalar ve birde kocaman bir oyuncak astronot çıkmıştı. Hediyeler çok güzeldi. Can en çok oyuncak astronotu sevmişti. O gün Can, çok yorulmuştu. Astronot oyuncağına sarılarak yatağına uzandı ve uykuya daldı.

Rüyasında oyuncak astronot gerçek bir astronota dönüşmüştü. Üstelik yanında kocaman bir de roket vardı. Astronot, Can’a gülümsedi ve ona da astronot elbiseleri giydirdi. El ele tutuşarak, rokete bindiler. Astronot ”Ay dedeye gidiyoruz.” dedi. Roket, ateş çıkararak gökyüzüne doğru yükselmeye başladı.

Can, merakla roketin penceresinden dışarıya bakıyordu. Hızla yükseliyorlardı. Yükseldikçe aşağıdaki herşey çok küçük görünmeye başlamıştı. Dünya uzaydan top gibi yuvarlak görünüyordu. Can, pencereden parlak yıldızları gördü. Tam o sırada, Ay Dedeyi görünce gözlerine inanamadı. Ay dede kocamandı.Roket ay dedeye indi. Ay Dedenin parlaklığı gitmişti.Etrafta gri renkli taşlar, kumlar, çukurlar ve tepeler vardı. Can’ın merak ettiği bir şey vardı. Ayda neden hiç kuş, çiçek ve ağıç yoktu? Astronot, Ay’da hava ve su olmadığı için canlıların da yaşayamayacağını anlattı.

Kaynak:  http://www.okuloncesiforum.com

Fazlasını Oku

UZAYLA İLGİLİ ÖYKÜ 1 – SEVGİ’NİN RÜYASI

Sevgi, küçük astronotun öyküsünü okur yatmadan önce. Hikayeyle birlikte dalar gökyüzünün sonsuz boşluğuna. Derken kapanır gözleri……

Rüyasında, kendini Mars’ta bulur. Çorak Mars topraklarında korkar tek başına olmaktan. Sonra, bir Mars’lı çıkagelir karşısına. Sevgi şaşırır. Karşısındaki canlının sevecenliğine güvenerek “Marsta hayat olmadığını sanıyordum” der. Marslı, “oksijen ve su ile beslenen canlılar için hayat yok.  Fakat, senin gibi farklı yaşam kaynakları edinen, yaşamı farklı yerlerde bulan her canlı için, uzayda heryerde hayat var” der.  Taş, toprak ve çorak sanılan Mars yüzeyinin Dünya’ya göre farklı bir yaşam çeşidi olduğunu söyler ve etraftaki diğer canlıları gösterir. Sevgi daha fazla şaşırır.  Az önce, hayat yok diye baktığı topraklar, kayalar birer canlıya dönüşüvermiştir şimdi. Sevgi sorar;  “peki oksijen ve suyun bulunmadığı bu yerde, ben nasıl yaşıyorum nefes alıyorum?” Marslı; “Bazı canlılar vardır, uzayda azotla beslenir, kimi canlılar farklı gazlarla, onlar için yaşam kaynağı diğer canlılar için öldürücü olan gazlardır, işte sen de, küçük olmana rağmen yaşamın kaynağını farketmiş bir canlısın ve senin yaşam kaynağın uzayda her yerde hayat bulur!” “Sevgiii, sevgi.. kızım uyuyakalmışsın geç yatağına” der annesi.. Sevgi açar gözlerini, kalkar yatağına geçer…

Kaynak:  http://www.okuloncesiforum.com

Fazlasını Oku